Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi (OMAD) ISSN: (Online) 2148-5704 (Print)

Yıl:2018 Cilt: 5  Sayı: 12  Alan: Edebiyat

Ahmet Nurullah ÖZDAL
İLK DÖNEM TÜRKÇE ÇEVİRİ ESERLER HAKKINDA –BİR ANALİZ DENEMESİ–, ss. 1-8
 
Erken dönemlerde Türkçeye çevrilmiş olan eserlerin önemli bir grubunu, bir savaşçı yetiştiricisi, bir hukukçu yahut bir tıp hekimi için hazırlanmış el kitaplarının oluşturduğu fark edilir. Yani uygulanabilir, pratik amaçlara hizmet eden, mesleki diyebileceğimiz kitaplardır. Bu gruptakiler genel olarak –başta Arapça olmak üzere– yabancı bir lisandan ilgili Türk lehçesine çevrilmiştirler. Çeviriye kaynaklık eden orijinal metin ve yazarı hakkında kısa bir malumat, bazen eserin ilk bölümünde verilir. Hatta bu bilgi verilmese bile, eserin ismi ve başlıklarının adlandırılmasından yola çıkarak aslının Arapça olduğunu anlayabiliriz. Ancak unutulmaması gerekir ki bu eserlerin çoğu tam metin çeviri değil, çeviri-telif eserlerdir. Yani çeviriyi yapan kişi, eserin aslını iskelet olarak kullanır ve kendi birikimiyle, farklı bir eser ortaya koymuş olur. Munyetü’l-Ğuzât’ta, esasında Orta Asya toplumlarında rastlanılan ve büyük ihtimalle eserin orijinal hâlinde yer almayan bir askerî talim oyunu olan “top urmak” babına geniş yer verilmiştir. Kitab-ı Gunyâ’nın Türkçe çevirisinde de benzeri bir düzenlemenin yapıldığı fark edilir. 15. yüzyıl başlarında Osmanlı saray çevresinde daha farklı bir hareketlenme göze çarpmaktadır. Bilhassa Sultan II. Murad’ın saltanat yıllarına tekabül eden bu dönemde edebî, dinî, felsefi eserlerin, ayrıca tarih kitaplarının Türkçeye çevrilmesine hız verilmiştir ve hem Arapça hem de Farsça eserler, aynı düzeyde çevrilmeye değer bulunmaktadır. Özellikle bu zaman aralığında siyasetname tarzında çok fazla eserin Osmanlı Türkçesine kazandırıldığı müşahede edilir. Bu durum, mezkûr dönemde henüz tarihçiler tarafından adı konulmamış bir Osmanlı Rönesans’ı yaşandığını gösterir niteliktedir.

Anahtar Kelimeler: Metin analiz, Yapı-söküm, Kitab-ı Gunyâ, Munyetü’l-Ğuzât, Muʽînü’l-Mürîd

DOI Number: 10.17822/omad.2018.96

ABOUT THE FIRST PERIOD TURKISH TRANSLATION STUDIES –AN ANALYSIS ESSAY–, pp. 1-8
 
It is noticed that majority of the handbooks translated into Turkish in the early periods were prepared for warrior breeders, jurists or medical doctors. In other words, they were the books that we can call them applicable and professional and for practical purposes. These groups were generally translated into the related Turkish dialect from a foreign language, mainly Arabic. A brief information about the originating text and the origin of the translation were sometimes given in the first part of the study. Even if this information was not given, we could understand that this study was Arabic by means of the naming of the title and subheadings of the study. However, it should be remembered that most of these works were not full-text translations, but translation-copyright studies. In Munyetü’l-Ğuzât, there was a large room for the "hitting the cannon", a military training game that was originally found in Central Asian societies and probably not in its original form. It is noticed that a similar arrangement was made in the translation of the Kitab-ı Gunyâ. At the beginning of the 15th century, a different movement around the Ottoman palace was striking. Especially in the period corresponding to Sultan Murad II’s reign years, the speed of translation of literary, religious, philosophical studies as well as history books into Turkish had been accelerated and both Arabic and Persian studies were worthy of being translated at the same level. Especially during this time period, it was observed that many studies in the style of politics were gained to the Ottoman Turkic. This shows that there was an Ottoman Renaissance in the mentioned period that has not been named by historians yet.

Keywords: Text analysis, deconstruction, Kitab-ı Gunyâ, Munyetü’l-Ğuzât, Mu’înü’l-Mürîd

DOI Number: 10.17822/omad.2018.96

Tam MetinDetay