Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi (OMAD) ISSN: (Online) 2148-5704 (Print)

Yıl:2018 Cilt: 5  Sayı: 13  Alan: Tarih

Necmettin AYGÜN
AKSARAY’IN YÖNETİMİ VE YÖNETİMDE ATEŞOĞULLARI’NIN ETKİNLİĞİ (1740-1860), ss. 143-177
 
Bu araştırmada, Aksaray özelinde Osmanlı taşrasının idarî yapısı üzerinde durulmuş, bu süreçte sancak idarecilerinin muhtelif kesimlerle olan münasebetleri vurgulanmıştır. Bu aşamada Aksaray’da idarecilik yapan Ateşoğulları sülalesi örnek model olarak seçilmiştir. Bu sayede, aile bireylerinin yönetici olarak “idarecilik; idare etme potansiyelinin kapasitesi” anlaşılmaya ve ailenin devlet sistemine katılma veya devletten menfaatlenme arzusuna dayanan süreçler değerlendirilmiştir. Başta tımar sisteminin hükmünü kaybetmeye başlaması olmak üzere, zamanla değişen şartlara bağlı olarak sancakbeylerinin yerlerini “mütesellim” denilen kimseler almaya başlamıştır. Bu dönem, aynı zamanda taşrada merkezi temsil eden alaybeyi, sancakbeyi ve beylerbeyi (vali) gibi üst düzey ehl-i örf mensuplarının bağımsızlıklarını giderek yitirmeye başlamalarına karşılık gelmektedir. Değişen şartlara bağlı olarak beylerbeyi gibi taşra idaresinin bel kemiği olan devlet görevlilerinin (ehl-i örfün) genelde İstanbul’da oturmayı tercih etmeleri durumu ortaya çıkmıştı. Üst düzey devlet görevlilerinin dirliklerinin başında durmak yerine kendi yerlerine mahallinden birer temsilci atamaları yereldeki ayan ve eşrafın etki ve de zamanla yetki sahibi olmalarına imkân veren gelişmelerdendir. Bunlardan biri de Aksaraylı Ateşoğulları sülalesidir. Sülale, bazen mütesellim, genellikle de ayan göreviyle 1770’lerden 1860’lara kadar Aksaray’ın yönetiminde doğrudan etkili olmuştur. Merkezî hükümetin, taşrayı çok iyi tanıyan bu ayan ve eşrafı bertaraf edecek gücü bulunmadığı gibi, bunlara karşı ne gibi bir siyaset takip edeceğini de belirleyememiş olması, ayan ve eşrafa duyulan ihtiyacı artırmıştır. Bununla beraber mütesellim, ayan veya eşraf elinde kalan kaza, ahalisi ile birlikte çoğu kez zulüm ve adaletsizliğin, şiddetin hüküm sürdüğü bir yer hâline dönüşmüştür. Bu süreçte mütesellim, ayan ve eşrafın savaşlara asker temin etme gibi birçok faydaları görülmekle beraber, onların önceliği genelde kendi arzuları olmuş; idareleri zamanında devlet ve millet gözetilmez olmuştur. Mütesellimlik veya ayanlık görevini elde etmek için kaza ileri gelenlerinin, kaza ulemasını da içine alacak ölçüde birkaç gruba bölünüp hizipleşmesi, ayan ve eşraf iktidarının ekmeğine yağ sürerken, bu ayrışma sadece ahaliden değil, sancağın / kazanın kurumsal geleceğinden de çok şey götürmüştür. Aksaray’da hizipleşmenin derinleştiği dönem olan 1840’larda Aksaray’ın “sancak” olma statüsünün kaldırılarak “kaza”ya tahvil edilmiş olması bu anlamda çok şey düşündürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Aksaray, İdarenin Yerelleşmesi, Ateşoğulları, Değişim-Dönüşüm

DOI Number: 10.17822/omad.2018.116

THE MANAGEMENT OF AKSARAY AND THE EFFECT OF ATEŞOĞULLARI (1740-1860), pp. 143-177
 
In this study, with the example of Aksaray, the administrative structure of the Ottoman rural was discoursed and the relations of sanjak-administrators with various groups were emphasized in this process. At this stage, the Ateşoğulları Family which dealt with the governorship of Aksaray district was chosen as an example. By this means, "administration; the capacity of the management potential" of the members of families as rulers were tried to be understood and the processes based on the desire of the family to participate in the state system or to benefit from the empire were evaluated. Particularly with Timar System becoming obsolete, depending on the changing circumstances of the time, "mütesellims" started to take the places of sanjak-beys. This period also corresponds to the beginning of a time when the high level members of state officials (ehl-i örf) which represented the center in rural areas such as sanjak-beyi, beylerbeyi (governor) started to loose their independences gradually. There emerged a situation, subject to the changing conditions, the state officials such as beylerbeyi, which were the backbones of the provincial administration (ehl-i örf) usually started to prefer to stay in Istanbul. The high-level state officials instead of standing over their livelihoods, started to assign representatives for themselves in their territories and this is one of the developments that allowed ayans and notables (eşraf) to have influence and authority over time. One of them is Ateşoğulları Family from Aksaray. The family was directly influential in the management of Aksaray from 1770s to 1860s, sometimes as mütesellims, usually as ayans. The central government neither had the power to dispose of this ayans and notable people in rurals nor was able to determine what kind of policy to be pursued against them and this increased the need for these ayans and notables in rurals. Having that said, the rural areas (kaza) in the hands of these ayans or notables, together with its people, often became a place of cruelty, injustice and violence. In this period, although ayans and notables had many benefits such as providing soldiers to wars, their priority was often their own interests; the state and nation were disregarded during their rules. In order to achieve the position of mütesellim or ayan, the district notables were divided into several groups even included district ulamas (clerics) and fractionized. This played into the rulership of ayans and notables' hands but deprived so many things from the governmental future of sanjaks / districts. The fact that the status of Aksaray was changed from being a "sanjak" to "district" (kaza) in 1840's, in the decade when this factionalization was deeply intensified, sets somebody thinking in this sense.

Keywords: Ottoman Empire, Aksaray, Localization of Administration, Ateşoğulları, Change-Transformation

DOI Number: 10.17822/omad.2018.116

Tam MetinDetay